Her Yeni Hareket Yeni Bir Umuttur

Kuruluş çalışmalarını tamamlayan Gelecek Partisi geçtiğimiz hafta siyasi hayatımıza katıldı. Gelecek partisinin kuruluşundan sonra bazı kişi  ve medyalar gelecek partisi üzerinden bir algı oluşturulmak istenmişti.   Partinin kurulması ile birlikte bazı çevrelerin tamamen ön yargılardan kaynaklanan eleştiriler ’de gelmişti.  Gelecek Partisinin AK Partinin devamı olduğu, değişen bir şey olmayacağı iddia edilmişti . enpolitik.com köşe yazarı Selçuk Özdağ bugünkü yazısında Her yeni hareket yeni bir umuttur başlığıyla  gelecek partisinin kuruluş amacını  anlattı ve iddialara cevap verdi.

Her Yeni Hareket Yeni Bir Umuttur

Özdağ köşe yazısında 

Kuruluş çalışmalarını tamamlayan Gelecek Partisi geçtiğimiz hafta siyasi hayatımıza katıldı. Her yenilik bir umuttur, ülke sorunlarına farklı bir perspektiften bakıştır. Bu bakımdan yeni ve iddialı partilerin ortaya çıkması en basit tabirle düşünce zenginliğine yol açar.

Partinin kurulması ile birlikte bazı çevrelerin tamamen ön yargılardan kaynaklanan eleştirileri de geldi. Sayın Davutoğlu ve kadrosunu özeleştiri yapmamakla suçlayanlar oldu. Gelecek Partisinin AK Partinin devamı olduğu, değişen bir şey olmayacağı iddia edildi.

Siyaset söz ve eylemle yapılır, insanlar farklı düşünebilir, buna saygı duymak lazım, ancak eleştirilerin bazıları daha yeni Bismillah diye yola çıkan bir partiye vehim ve şüphelerden yola çıkarak bir gelecek giydirmek amacı taşıyor. Gelecek Partisi'nin gelecekte ne yapacağını, siyasi hayatımızda hangi rolleri oynayacağını hep beraber göreceğiz. Lakin hiç özeleştiri yapılmadığına dair iddialar haksızdır. Gelecek Partisi AK Partinin özeleştirisinden, son 18 yılın etraflı bir analizinden ortaya çıkmış bir partidir. Gelecek Partililer aynı yolda yürüselerdi, yeni bir siyasi hareket inşa etmenin zorluklarına ne gerek vardı.

Bu satırların yazarı defalarca CB sisteminin yanlış olduğunu, bu yetki temerküzünün ona sahip olan her kişide aynı sonucu yaratacağını, kısaca mutlak gücün her insanı bozacağını yazıp durdu. Tarihle kavga etmenin, Atatürk ile Abdülhamit'i yarıştırmanın, liyakatin yerini kayırmacılığın almasının, kuvvetlerin tek elde toplanmasının yanlış olduğunu ifade etti. Bunlar bir muhasebenin sonucuydu. Nitekim, sayın Davutoğlu'da güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönülmesini, kuvvetler ayrılığını, devlette liyakati ve şeffaflığı savunuyor. Devlet içinde paralel yapılara izin verilmeyeceğini söylüyor. Vatandaşı merkez alan bir siyaset vaat ediyor. Bütün taahhütler 18 yıllık AK Parti iktidarından çıkarılan derslerin sayın Davutoğlu'na söylettikleridir.

Her parti ülkeyi yönetmek için yola çıkar, Gelecek Partisi'nin iddiası da deklere edilen prensipler istikametinde Türkiye'yi yönetmektir. Keşke AK Partinin uygulamalarına bakarak geçmişte orada bulunan herkesi suçlamak yerine sayın Davutoğlu'nun söyledikleri değerlendirilse, olgu ile ileri sürülen fikirler arasında bir ilişki olup olmadığı sorgulansaydı bu Türkiye için daha hayırlı olurdu. Mesela bugün siyasette şeffaflığa ihtiyaç yok mu? Şu Kanal İstanbul'un bir anda gündeme gelmesinin ardındaki gerçekleri öğrenmek kötü mü olurdu? Yolsuzlukları, ihale fesatlarını engelleyecek yegane tedbir mekanizması hükümetlerin denetlenebilir hale getirilmesi yani bütün iş ve eylemlerinde şeffaflığın sağlanmasıdır. Şu tank palet fabrikasının hangi şartlarda ne karşılığında hangi ülke menfaati için Katarlılara devredildiğini bilen var mı? Bunun tedbiri şeffaflık ve hukuki denetimdir. Kuvvetler ayrılığına, ciddi bir yargı reformuna ihtiyaç yok mu? Gelecek Partisi yargı bağımsızlığını savunuyor, bunun neresi yanlış? CB sisteminin arızaları ve Türkiye'ye maliyeti görüldükten sonra güçlendirilmiş bir parlamenter sistem doğru bir taahhüt değil mi? Eskiden AK Partide görev yaptınız, öyleyse kıyamete kadar suçlusunuz tavrı doğru bir tavır mı? Bu mantıkla bu ağır yükün altından nasıl kalkacağız. Onun için karşılıklı suçlamalar yerine her yeni hareketi ülkeyi içine düştüğü durumdan kurtarmak için yeni bir imkan olarak görmeli ve bu gibi girişimlerin önünü kapatmanın sadece mevcut anlayışın devamına yarayacağını unutmamalıyız. Gerçekten değişim istiyorsak buna katkı sunacak her harekete kucak açmalıyız. Türkiye ancak bu şekilde bu uçurumdan düzlüğe çıkar. Karamsar değiliz, bu millet iradesine sahip çıkacak er geç bu değişimi gerçekleştirecektir.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER