İnci GEÇKİL: Sen Sor Ben Anlatayım Bu Hafta Ki Konuğu Yazar Özlem Uğurlu Aydın

İnci GEÇKİL: Sen Sor Ben Anlatayım Bu Hafta Ki Konuğu Yazar Özlem Uğurlu Aydın…

İnci Geçkil: Bize biraz kendinizden söz eder misiniz?

Özlem Uğurlu Aydın: Ben Özlem Uğurlu Aydın, 29 yaşındayım, evliyim ve okul öncesi öğretmeniyim. Gönül Yangını, Aşka Can Veren Vasiyet ve Umudum Aşk kitaplarını okuyucularla buluşturan kişiyim.

İnci Geçkil: Peki, bu yolculukta ne zaman ben artık yazarım diyebilirsiniz? Ya da kendinizi ‘yazar’ olarak tanımlıyor musunuz?

Özlem Uğurlu Aydın: “Ben artık yazarım.” Demek için daha fazla yol almam gerektiğine inanıyorum. Kendimi yazan insan olarak görüyorum. Daha gitmem, görmem gereken yerler, okumam, izlemem, dinlemem, araştırmam gereken şeyler var. Bu bir süreç ve ben daha yolun çok çok başındayım. Bu yüzden yazar değil de kendimi yazan insan olarak görürsem kalemime daha çok şey katacağıma ve okuyuculara samimiyetle ulaşacağıma inanıyorum.

İnci Geçkil: Bir kitabı ortalama ne kadar sürede yazıyorsunuz? Başka bir deyişle bir romanın ortaya çıkma aşaması ne kadar sürüyor?

Özlem Uğurlu Aydın: Bu çok değişkenlik gösteriyor. Aslında burada söz sahibi olan ben değilim, süreye karar veren benim ilhamım oluyor. Mesela bir kitabımı iki yılda güçlükle bitirirken, bir gece rüyama giren bir karakter iki ay içinde yeni bir kitabı bana tamamlattırdı. Bu yüzden benim yazma serüvenimde ilhamım ne derse o olur.

İnci Geçkil: Yazmaya nasıl ne neyi düşünerek başlarsınız?

Özlem Uğurlu Aydın: Kulağıma dolup taşan bir müzik ve karakter ile empati kurmamı sağlayacak beni o duygusallığa sevk edecek her şeyi düşünürüm.

İnci Geçkil: Yazmak yetenek işi midir? Öğrenilebilir mi?

Özlem Uğurlu Aydın: Yazmanın sadece yetenek işi olduğunu düşünmüyorum. Yeteneğin etki oranı yüzdeliğe vurulduğunda yüksek oranda olsa da B.C.Forbes “Elmaslar sadece işine sadık kalan kömür kütleleridir.” demiş. Yeteneğimiz bir kömür kütlesi ise sadık kalarak onu geliştirmek, işlemek ve üst seviyelere taşımak da bizim elimizdedir. Bu yüzden yeteneğimizin kömür olarak kalması ya da elmasa dönüşmesi tamamen bizim tercihimizdir.

İnci Geçkil: Türkiye’de kitap yayımlamak zor mudur? Bir kitabı yayımlatmak için hangi süreçlerden geçmek gerekir?

Özlem Uğurlu Aydın: Zordur, hele ki ilk kitap ise daha da zordur. Sadece yazmak ile iş bitmiyor, kabul görmek, kabul gördükten sonra girilen süreç yoğun, yorucu, stresli bazen de hayal kırıklığı ile sonuçlanabiliyor.

İnci Geçkil: Nasıl yani?

Özlem Uğurlu Aydın: Sürecin sonunda hayal ettiklerinizden bambaşka bir sonuç ortaya çıkabiliyor. Eğer iletişim halinde olduklarınız sizin dilinizden konuşmuyorsa ya da ortak bir dil bulamadıysanız sorunlar yaşayabiliyorsunuz.

İnci Geçkil: Yayınevi önemli o halde. Buna nasıl karar vereceğiz peki? Yani hangi yayınevine gitmemiz gerektiğine…

Özlem Uğurlu Aydın: Tabi ki çok önemli, çünkü ortak bir paydada buluşamazsanız bu kitaba da yansıyor. İşinin ehli olmayan insanlarla muhatap olmak kitabı da olumsuz etkiliyor. O yüzden yayınevi seçiminde titiz olmak gerekiyor. Emeğe saygı duyan, sahip çıkan ve yazarına değer veren yayıncılarla çalışmaları faydalarına olacaktır.

İnci Geçkil: Yayınevleri nelere dikkat ederler?

Özlem Uğurlu Aydın: Her yayınevinin kendi içinde kriterleri farklıdır. Kimi edebi yönüne bakarken kimi içeriği önemli değil sadece satılsın diye kişinin takipçi sayısına bakıyor. Özellikle son dönemde ne kadar gündemde olduğunuz, ne kadar takipçinizin olduğu ya da tanınmış kişi olup olmadığınız, yüzlerce yayınevi tarafından kriter olarak kabul görüyor. Bu yüzden birçok yayınevine gönderilen dosyalar sırf bu kriterleri geçemedikleri için dosyasının içeriği incelenmeden yayına uygun değildir şeklinde cevaplar veriliyor. İnsanların hayalleri, emekleri tek bir cümle ile yerle bir ediliyor. İşte bu noktada pes etmemek gerekiyor. Çünkü zamanı geldiğinde gerçekten yüzünüzü güldürecek bir yayınevi karşınıza çıkıyor. Tıpkı benim karşıma çıktığı gibi…

İnci Geçkil: Türkiye’de yazarlık para kazandırır mı?

Özlem Uğurlu Aydın: Yazarlık yaparak geçimini sağlayanlar elbette ki vardır. Ama ben amaç olarak parayı görmenin işin büyüsünü kaçıracağına inanıyorum. Yazmayı ticari kazanç olarak değil de ruhu rahatlatan bir eylem olarak görmek beni daha çok mutlu ediyor.

İnci Geçkil: Yeraltı edebiyatı hakkında ne düşünüyorsunuz? Kendi romanınızı yeraltı olarak tanımlar mısınız? Türkiye’de yeraltı edebiyatı sadece fanzinlerden mi ibaret?

Özlem Uğurlu Aydın: Yer altı edebiyatının son dönemde çıkış yapmaya başladığını düşünüyorum. Fakat benim romanımı yer altı olarak tanımlamak doğru olmaz. Türkiye’de yeraltı edebiyatının sadece fanzinlerden ibaret olduğunu düşünmüyorum.

İnci Geçkil: Yazarlık konusunda ilham veren kişi ya da yaşanmışlık var mıdır?

Özlem Uğurlu Aydın: Yaşanmışlıkların etkisi illa ki oluyor. Bazen bir şarkı, bazen bir kelime, bazen bir tanıdık, daha önceden okuduğunuz bir kitapta altını çizdiğiniz bir cümlenin size hatırlattığı bir yaşanmışlık ilhama vesile oluyor ve kelimelere ulaşıp oradan da cümleler ile buluşuyor.

İnci Geçkil: Düşüncelerinizi onca kişiyle paylaşmak nasıl bir duygu?

Özlem Uğurlu Aydın: En güzeli aslında bu, yazdığım bir cümlenin, olayın ya da durumun birinin yüzünde tebessüm oluşturması, kötü giden gününün içinde o kişiyi biraz olsun güldürebilmek, ya da yüreğine hüzün bulutu çöktürüp gözlerinden birer damla yaş olarak düşmek bunun değeri paha biçilemez. Düşünsenize yazarken hissettiklerinizi okurken hissettirebildiğinizi görmek, onların yorumlarında buluşmak, çektikleri fotoğrafları görmenin mutluluğunun bir eş değeri daha yok.

İnci Geçkil: En büyük destekçiniz kim oldu?

Özlem Uğurlu Aydın: Benim en büyük destekçim eşim ve ailem oldu. Özellikle eşim inancımı her yitirmeye başladığımda beni çok defa kolumdan tutarak bilgisayar başına oturtup “Yeter ki yaz.” demiştir. Elime kâğıt kalem verip “Yeter ki yaz.” demişti. Her zaman bana benden daha fazla inandı. Ve bir an olsun yanımdan yamacımdan ayrılmadı. Yorgun düştüğümde elimden tutup beni ayağa kaldırdı, vazgeçmeye niyetlendiğimde silkelenip kendime gelmemi sağladı.

İnci Geçkil: Kitabınız hakkında her türlü yoruma açık mısınız?

Özlem Uğurlu Aydın: Yapıcı, benim gelişmemi sağlayacak, eksik olan gözümden kaçmış her türlü yoruma açığım. Kabul etmediğim tek tarz ise hakaret boyutuna ulaşan, karakterime yapılacak saygısız yorumlardır.

İnci Geçkil: En çok hangi yaş grubunun sizi takip etmesi hoşunuza giderdi?

Özlem Uğurlu Aydın: Her yaştan okuyucum olmasını isterim ama özellikle ev hanımlarının kitaplarımı okumaları daha çok hoşuma giderdi. Sebebine gelince gün içinde TV başında geçirdikleri zamanlar oldukça fazla ben sevdikleri bir türle onların hayatlarına girmek hayal dünyalarını daha fazla genişletmek ve yüreklerine kitabımla dokunmak, onların bu sayede kitap okuma alışkanlığı kazanmalarına vesile olmak isterdim. Aslında onların sevdiği bir romantik kitabın içinde başarabilecekleri şeyleri göstermek, gidebilecekleri yerleri okutmak, bazen de bilmedikleri hakları hakkında bilgi vermek isterdim. Bu yüzden onların dünyasında kitaplarımla yer alıp hayatlarına dokunmak hedeflerim arasında. “Kitap okumayan kadın kalmasın.” diyerek yoluma devam edeceğim.

İnci Geçkil: Hayal dünyanızın bu kadar genişlemesine sebep olan olaylar nelerdir?

Özlem Uğurlu Aydın: İyi bir izleyiciyim, insanların duygusal durumlarını tahlil ediyor ve onları farklı boyutlarla inceliyorum. Bir insanın verdiği cevabın bende bin tane yorumu vardır. Bu yüzden farkında olmadan her ortamda istemsiz olarak dinleyici ve izleyici konumuna giriyorum. Verilen tepkiler, konuşmalar, kullanılan farklı kelimeler bir yandan beynime kaydediliyor ve zamanı geldiğinde yazarken gözlerimin önünde farklı sahneler yapbozun parçaları gibi bir araya gelerek adeta bir film gibi canlanıyor.

İnci Geçkil: Okuduğunuz kitaplar genellikle hangi türdür ve neden bu türü tercih edersiniz?

Özlem Uğurlu Aydın: Yazmaya ilk başladığım zamanlarda içinde aşk olan her türlü kitabı okuyordum. Fakat son dönemde okuma türüm farklılaşarak araştırma, inceleme, otobiyografi, tarihi türlere doğru yöneldi. Çünkü artık sadece aşkı okumak değil bunu farklı türler içinde sentezleyerek insanların faydalanabilecekleri boyutları ile sunmak istiyorum.

İnci Geçkil: İlk defa ne zaman "Ben yazar olacağım." dediniz?

Özlem Uğurlu Aydın: Yıl 2014 aylardan Aralık ve ben o zamanlar zorlu bir süreç geçiriyordum. Mesleğim gereği eşimle farklı şehirlerde görev yapmak zorunda kalmıştık. Geceleri uyku problemi yaşadığım süreçte takip ettiğim bir yazarın sosyal medyada yazdığı kitapları olduğunu öğrendim. Bir cesaret ona mesaj atmıştım. Onun bana yön veren geri dönüt mesajı ile yazmaya başladım. Kader o zamanlar mesaj attığım yazar Müjde Aklanoğlu’nu şimdi yayıncım olarak hayatıma kazandırdı. Umudum kalemim oldu ve ben o gün bugündür yazıyorum.

İnci Geçkil: Size göre kitap okuma alışkanlığı kazandırılmak için neler yapılmalı?

Özlem Uğurlu Aydın: Anne ve babalara öğretmen olarak öncelikle naçizane bir tavsiyem var. Çocuklarınıza kitap oku evladım demek yerine kapatın telefonu, tableti, televizyonu alın elinize kitabı önce siz okuyun. Sizi gören çocuğunuz zamanla sizi gördükçe kitaplara aşinalığı artacak ve yavaş yavaş eli kitaba gidecek. Asla unutmayın çocuklarınız sizin yansımanız, onun ağzından çıkan bir kelime de sizsiniz, yaptığı bir davranış da sizsiniz. Bunu düşünür ve ona göre hareket ederseniz çocuklarınızın çevresini ona göre zenginleştirirseniz emin olun zorlama ile değil kendi isteği ile sizi takip edecektir. Gelelim gençlere, öncelikle sevdikleri türün farkına varmalılar. Sevdikleri türden başlarlar ise zamanla doyum sağladıkça farklı türlere de geçiş yapacaklardır.

İnci Geçkil: İyi bir okuyucu kitlesine sahip olabilmek için ne yapılmalıdır?

Özlem Uğurlu Aydın: Samimiyetin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Günümüzde yazarlara ulaşmak çok kolay, özellikle sosyal medyanın gücü bu bağlamda çok önemli. Samimiyetinizin farkına varan her okuyucu sonuna kadar yanınızda kalıyor.

İnci Geçkil: Sizce neden kitap?

Özlem Uğurlu Aydın: Kitap demek yeni bir dünya demek, nefes almak, gidemediğin göremediğin yerin gözlerinin önünde resmedilmesi demek, kitap demek içindeki gücü fark etmek demek, bir çok anlamı altında barındıran yeni hayatlarla tanışma fırsatı demek. Kısa ve öz kitap demek hayata dair her şey demek.

İnci Geçkil: Son olarak yazar olmak isteyenlere önerileriniz nedir?

Özlem Uğurlu Aydın: Yazmak istiyorsanız bir an önce başlayın, ertelemeyin, yarını beklemeyin, yazar olmak için değil kendiniz için yazmaya başlayın. Ama körü körüne değil bir yandan okuyun, araştırın, inceleyin, dinleyin, izleyin, gezin,görün, keşfedin. Beş duyunuza, duygu durumunuza hitap edecek hayal dünyanızı genişletecek her şeyi derinlemesine irdeleyin ve ertelemeden başlayın, tüm olumsuz cümlelere, sen yapamazsın diyenlere inat kulaklarınızı tıkayın ve yazmaktan vazgeçmeyin, ne olursa olsun asla pes etmeyin.