İnci GEÇKİL: Sen Sor Ben Anlatayım Bu Hafta Ki Konuğu Öğrenci Koçu, Çocuk Ve Ebeveyn Koçu Zehra Yılmaz

İnci Geçkil’in Sen Sor Ben Anlatayım Bu Hafta Ki Konuğu Öğrenci Koçu, Çocuk Ve Ebeveyn Koçu Zehra Yılmaz…

Toplumun gelişip refah bir seviyeye ulaşması için eğitim ve öğretim çok önemlidir. Yeni bireylerin toplum yaşamında yerlerini bulmaları adına gerekli bilgi, beceri ve yetenek geliştirmelerine yardımcı olmak için ilk başta aile fertleri, eğitimciler ve eğitime destek veren kişilerin rolü çok büyüktür. Bu anlamda öğrenci koçunun yeri nerededir ve neyi amaçlar?

İşte bu konudaki tüm sorularımızı öğrenci koçu, çocuk ve ebeveyn koçu Zehra Yılmaz’a sorduk. Bakın bizleri nasıl aydınlattı….

İnci Geçkil: Son yıllarda yaygın hale gelen ve gereksinim duyulan öğrenci koçluğunun temelini ne oluşturur ve içeriğinde neler vardır?

Zehra Yılmaz: Öğrenci koçluğunun en temel özelliğinde, öğrenciyi sınavlara psikolojik olarak hazırlamak yatar. Aynı zamanda öğrencinin şu anki durumu ile belirlediği ve ulaşmak istediği hedef arasındaki süreçte oluşan engelleri ortadan kaldırma adına öğrenci ile birlikte senkronize bir şekilde güven ve uyum içinde ona yol arkadaşlığı yapar. Öğrencinin güçlü yanlarını, yeteneğini keşfetmesini sağlayarak potansiyeli doğrultusunda uygun meslek seçimini bulması konusunda rehberlik eder. Öğrencinin aile, okul arkadaş ve sosyal çevresi ile ilişki ve iletişim düzeyini dengeli ve sağlıklı yürütebilmesi için öğrenciye destek sağlar. Öğrencinin, Özgüveni, iç disiplini ve motivasyonunu arttırması, verimli ve etkin ders çalışmayı öğrenmesi, zamanı doğru kullanması, kriz anlarını yönetebilmesi ve çözüm üretme yeteneklerinin gelişmesini Ruhsal ve zihinsel anlamda kendilerini tanımalarını ve farkındalıklarını sağlatarak başarıya ulaşmalarını amaçlar.

İnci Geçkil: Öğrenciler hedef belirleme konusunda sıkıntı çekmektedirler, bu konuda öğrencilere ne söylersiniz?

Zehra Yılmaz: Gideceğiniz yönü bilmek, hızdan daha önemlidir sözü çok anlamlıdır. Öğrenci ilk Önce neyi başarmak ve neyi seçmek istediğine net olarak karar vermeli ve bu karara bağlı kalarak çabasını o yöne yoğunlaştırarak tam olarak odaklanması gerekmektedir. Hedef belirlerken şunlara dikkat edilmesi gerekir; sizi motive ediyor olması, spesifik yani belirli olması, ölçülebilir ve erişilebilir olması şöyle ki; potansiyeline göre ulaşılabilir olması, (örneğin; aldığı notlar, denemelerin sonuçları v.s. aynı zamanda bilgi ve yeteneğimiz doğrultusunda) ve süreç odaklı olması gerekiyor. Öğrenciler bu aşamada şaşırıp ne yapacağını ve nasıl yapacağını bilemiyorlar. Bu aşamada koçlar öğrenciye rehberlik ederse öğrenciler de doğru ve planlı bir hedefe ulaşabiliyorlar.

İnci Geçkil: Öğrenci başarısızlığını en çok etkileyen faktörler arasında sınav kaygısı yer almakta bu sınav kaygısı nedir?

Zehra Yılmaz: Öğrenilen bilginin sınav esnasında aktarılırken etkili bir düzeyde kullanılmasına engel olan ve başarının azalmasına yol açan aşırı kaygıya denir. Kaygı normalde olması gereken gerçek bir duygudur. Şöyle ki; Yaşamda insan karşısına çıkan tehdit ile kendini koruma ve savunma adına otomatik olarak korku ve panik geliştirir. O anda alarm sistemi çalar. Tedirginlik, mide bulantısı, çarpıntı, terleme, ağız kuruluğu, karın ağrısı, nefes alma güçlüğü belirir. Lakin, sınav kaygısını biz üretiriz. Zihnimizin ürettiği negatif düşüncelerle senaryo yazarız. Sınav esnasında sanal bu kaygıyı, bilinçaltı otomatik olarak devreye sokar ve fiziksel ve ruhsal olarak gerçek korku ve kaygıda ne hissediyorsak o esnada aynısını hissederiz.


 

İnci Geçkil: Öğrencilere sınav kaygısını yaşatan nedenler nelerdir?

Zehra Yılmaz: Sınav kaygısına neden olan negatif düşünceler genellikle şunlardır:

- Aile, çevre baskısı ve beklentilerinden kaynaklanan aşırı mükemmel olma düşüncesi

- Kazanamazsam ailem ve çevrem ne der, mahcup olurum düşüncesi

- Sınava henüz hazır değilim düşüncesi

- Sınavım iyi geçmeyecek düşüncesi

- Başarılı olamayacağım düşüncesi

- Zamanı yeterli kullanamayacağım düşüncesi

- Fazla konu var odaklanamıyorum düşüncesi

- Yeterli değilim düşüncesi


 

İnci Geçkil: Öğrencinin sınav kaygısıyla başa çıkması için neler yapması gerekir?

Zehra Yılmaz:

- İlk başta negatif düşünce ve inanç kalıplarını değiştirmesi

- Motive sağlayan nefes ve gevşeme egzersizlerini öğrenmen

- Kaygıyı yönetebilir hale gelmesi için, kaygıyı kontrol edebilme tekniklerini öğrenmesi

- Hedefli ve planlı çalışması

- Zamanını etkin ve verimli kullanabilmesi

- Odaklanmayı ve dikkati sürdürebilme tekniklerini öğrenmesi

- Ders çalışma esnasında öğrendiğini hafızada tutma tekniklerini öğrenmesi öğrencinin kaygısında ve başarısında çok fayda sağlayacaktır.

İnci Geçkil: Öğrencinin verimli öğrenmesi ne demektir?

Zehra Yılmaz: Her insanın doğuştan getirdiği öğrenme şekilleri vardır. Tıpkı kan gurubumuz gibi, her çocuk farklı tarzda ve farklı sürelerde öğrenir, öğrenme stilinin ne olduğunu öğrenen çocuk o doğrultuda yoluna devam ederse daha başarılı olacaktır. Bu öğrenme şekillerimiz, görsel işitsel ve dokunsal/kin estetik tir. (Yapılacak olan birkaç test bu konuda bilgi vermektedir.) Eğitim sistemimiz en çok işitseller ve görsellere uygun hazırlanmıştır.


 


 

İnci Geçkil: Kin estetik/dokunsal öğrenciler nasıl öğrenir?

Zehra Yılmaz: Öğrencilerin okulda ve evde sessizce oturup dinleyerek ve görerek bilgileri hafızaya almaları beklenilir. Dokunsal öğrenciler hareket ederek ve dokunarak öğrenirler. Sırada veya masada otururken bacaklarını sallarlar, defterlerinin kenarları ile oynarlar ve kıvrıştırırlar, kalemi sıkıca tutarlar, çok bastırarak yazarlar ve silerken bastırır ve defteri yırtabilirler.bu öğrenciler genelde hareket ederek öğrenirler. Dokunsallar kas belleğine sahip oldukları için ancak yaparak, tutarak, dokunarak, yürüyerek hareket halinde öğrenirler. Dokunsalların öğrenmesinde temas çok önemlidir. Bu öğrenciler genellikle hiperaktif davranış bozukluğu ile karıştırılır. Burada öğrenciyi iyi takip etmek gerekiyor. Hareketli ve kıpır kıpır haliyle bilgiyi hafızasına alıyor ve bilgiyi aktarmayı başarıyorsa doğru öğreniyor demektir. Bu öğrenciler hiperaktif değil sadece hareketlidir. Ancak hiperaktif davranış bozukluğu olan çocuklarda hareketliliğin yanında farklı kriterlerinde gelişmesi gerekir. Örneğin; kurallara uymada zorluk, saygısız ve patavatsız davranma biçimleri sergileme, dürtüsel davranışlarda bulunma, basit sorumlulukları yerine getirememe, unutkandır, eşyalarını sıklıkla kaybeder, çabuk sıkılırlar, isteklerini ertelemeyi bilmez kendilerini bu anlamda kontrol edemezler. Bu gibi durumlar varsa çok gecikmeden bir uzmana danışılmalıdır.

İnci Geçkil: Dokunsal öğrencilerle evde nasıl ders çalışılmalı velilere ne önerirsiniz?

Zehra Yılmaz: Eğer dokunsal bir çocuğunuz var ise; evde elinde kitap okuyarak oradan oraya yürümek istiyorsa izin verin, yuvarlanarak halının üzerinde göbeği yere değerek çalışsın, özellikle 1. Sınıf çocuklar oturarak ders çalışma konusunda sıkıntı yaşarlar. Onlara buradan dersin bitmeden kalkmak yok gibi uyarılar vermek işe yaramayacaktır. Üstelik ödeve karşı isteksizlik geliştirirler. Bu durumda masanın altına büyük bir top koyup onu çevirerek derse devamı sağlanabilir. Ders konusuyla ilgili maketler hazırlayarak elinde tutturularak maket üzerinden anlatım sağlanabilir. Elinde kalemi çevirip duruyorsa bırak o kalemi demek doğru olmaz. Kalemi tutarak daha iyi öğrenir. sık sık omzuna veya başına dokunarak onu motive edebilirsiniz. Hatta eliniz ile yapacağınız çak işareti çok işe yarayacaktır. Böyle çalışmak onlara güven ve başarı getirir. Lakin, öğrendiğinden emin olmanız için sık sık test edin.

İnci Geçkil: Bazı veliler sadece çocuklarının akademik başarısına odaklanabiliyorlar. Bu konuda Sizin görüşünüz nedir?

Zehra Yılmaz: Evet bazı ailelerde başarı deyince sadece akademik başarı akıllarına geliyor. Fakat akademik başarının yanında hayat başarısına da dikkat çekmek istiyorum. Topluma bir birey yetiştirirken çok küçük yaştan itibaren edep, erdem gibi değerler bütününü ve doğru iletişim ve sağlıklı davranış biçimlerini de öğretmek gerekiyor. Merhameti ve vicdanı olan, saygılı, insanı ve doğayı seven, öfkesini yönetebilen, insan ilişkilerini sağlıklı kurmayı başarabilen, ben merkezci olmayan, sevgiyi almada ve vermede dengeyi sağlayan, para yönetimini becerebilen, kendi başına sorumluluklarını yerine getirebilen, mutlu bireylere toplumumuzun ihtiyacı var. Bununla birlikte bu vasıflara sahip her türlü meslek sahibine de ihtiyacımız var.

İnci Geçkil: Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Zehra Yılmaz: Daha sonraki röportajımda sizlere aile tutumları hakkında bilgiler vermek isterim. Emeği geçenlere teşekkür ederim.