Kim Daha Mutlu?

Aslında kalmayacak bu dünya ne sana ne de bana…

       Göz göze gelince bile yürekler birbirine sorar acaba hangimiz daha mutlu? Mutluluk rolü yapan o kadar çok insan var ki etrafımızda neyin ne zaman olacağını bilmeden her daim mutlu olmayı ve mutlu rolünü üzerimize zırh gibi giyinmişizdir. Halbuki hangimiz daha mutlu diye? Kaç defa sorduk kendimize? Kendi içinde başkalarının mutluluğunu imrenerek  kendimizi mutsuzluğa itmedik mi? Neden asıl mutluluğun kendimizde olduğunu ve biz istersek en güzel mutluluğu yaşayabileceğimizi neden sorgulamadık kendimizde? Hayat öyle bir atmosferden oluşuyor ki onun, bunun yaptığına bakarak kendimize acılar yaşatmaktan başka bir şey yaptığımız yok. Oysa en güzel mutluluk bizim yüreğimizde ve bizimleydi.!  Tabi ki herkes mutlu olmak ister. Ama tarifini bilmez. Tarif edemez ve tarifini veremediği için de bak işte mutluluğu bile anlatamıyorum der hayata küser köşesine çekilir. Başka hayatlarda, kitapların öykülerinde mutluluğu arar durur. Böyle daha mutlu olacağını düşünür. 

     Mutluluğun evlilikte olduğuna inanan çiftler az sonra nikah masasına oturacak arkadaşını, dostunu  gıpta ederler. Çift ise sahip olduklarına değil onlarda olmayanların sıkıntısını yaşamaktadırlar. Bir tarafta mutlu çift ve çocukları varken diğer yandan çiçeği burnunda nikah masasına oturan çiftin mutluluğuna şahitlik edecek güzel bir o kadar şahane dostları var. Oysa çiftin tek sorunu nikah masasında oturmalarına rağmen aile olamayacak ve hep bir eksik olacakları için üzgün olmalarıdır. Arkadaşları çocuk sahibi olmuşken onların çocuğu olmayacağını öğrenen yakışıklı damat sevdiğini bırakmayıp her şeyin üstesinden gelebileceklerini ve aşklarının bununda üstesinden gelebileceğine güveniyor ve inanıyordu. Sevdiğinin elini bırakmayıp ona her türlü mutlu olabileceklerini hissettirmeye çalışıyordu. 

      Şöyle düşünebiliriz aslında bir kız kulesinin verdiği manzara eşliğinde tadılan hissedilen o huzur, mutluluk ayrı bir şey galata kulesinin bize hissettirdiği o sağlam duruşu ve arkamıza aldığımızda içimizde yaşadığımız mutluluk ve yüzümüzdeki tebessüm gibi bir çok şeyde aslında böyledir. Mutluluk bizde yani yüreğimizde saklıdır. Biz ne kadar istersek o kadar çok mutlu oluruz. Başkaları ile kıyaslamaya veyahut yaşantılarını örnek almaya çalıştığımızda hem bedenen hem de ruhen yoruluruz. Hayat bizimle yani kendimizle güzeldir. Bir hayal bir şehirden başka şehire nasıl sürüklüyorsa mutlulukta öyledir. Ve şimdi sizlere tekrardan soruyorum; Başkalarında görüp te kendimizi mutsuz etmek mi? Yoksa bizdekilerin kıymetini bilip mutlu olmak mı? Karar sizin, seçim sizin…
 

İnci Geçkil

YORUM EKLE