KAYGI

KAYGI 
Günümüzde yaşanan duygusal problemden biri olan kaygı, bir çok insanın yaşam kalitesini bozmaktadır.
Kaygının diğer bir adı, gelecek endişesi, bunaltı , korku, gerginlik, daralma, huzursuzluk, sıkıntı, tedirginlik, her an kötü bir şey olacak ya da kötü bir haber alacakmış gibi durumlar anksiyetedir, kaygıdır. Yani tüm bunlar stresin ve hastalıkların ana sebebidir.
Kişinin tehlike ya da tehlike olasılığına karşı yaşadığı duygu durumudur!
Kaygı bir yere kadar yararlı olabilir. Çünkü insanı tetikte tutar. Mesela yırtıcı hayvanlardan korunmak gibi, tüm imkanlarını bir anda harcamamak gibi. 
Diğer türlü kaygı kişinin yaşam kalitesini bozuyorsa ve bunu sürekli takıntı haline getiriyorsa o zaman dikkat edilmesi gerekir.

Bunu başımdan geçen bir örnekle anlatmak istiyorum;
Geçenlerde bir hastane ziyaretinde üzgün bir amca ile karşılaştım. Amca açık kalp ameliyatı olmuş, yatağında huzursuz bir durumda sağa sola endişeli bir şekilde bakınıyordu. Yanına yaklaştım;
-Çok geçmiş olsun, endişeli gördüm sizi, yapabileceğim bir şey var mı?
-Teşekkür ederim evladım. Ben açık kalp ameliyatı oldum, bizimkileri bekliyorum bir an önce çıkmam gerekiyor.
-Anladım, peki çok mu sigara içiyordunuz da kalp ameliyatı oldunuz?
-Ne sigarası kızım, ben hayatımda ne sigara ne de alkol kullandım. Aksine yememe içmeme çok özen gösteririm. Ne oldu, nasıl oldu ben de bilemedim!
-Peki amcacım neden bu kadar üzgünsünüz? 
-Ne olsun, tam oğlum evlenecekti, kızım eşinden ayrıldı, ben kalp ameliyatı oldum. 
Diyerek, amca kurtulduğuna sevinmek yerine hala yaşamında stres üretiyordu.
Durumdan da anlaşılacağı üzere, amca yaşamını kaygı ile sürdürüyor ve bu kaygı kendisinde stres ve vücutta toksine sebep olmuş ve kalp damarlarına kadar ilerlemişti. Kendisi bu durumun ne kadar farkında bilinmez ama, sağlığına farkında olmadan zarar veriyordu.
Son yıllarda insanların ortak kaygıları dikkatimi çeker oldu, insanlar sürekli;
Nasıl zengin olurum?
Nasıl başarılı olurum?
Nasıl ölümsüz aşkı çekerim?
Diyerek tüm bunlara ulaşınca;
Çok mutlu olurum?
Huzurlu yaşarım?
Hayatımı kolaylaştırırım?
Arayışı içindeler.
Kaygının en altında endişe yatar. Yani bir taraftan bunları talep ederken, diğer taraftan bilinçaltında;
-ya bunlara layık değilsem,
-ya bunları hak etmiyorsam,
-bunları tek başına nasıl yaparım?
-ben kimim ki?
-zengin olmak kim, ben kim?
-ben sınav kazanamam,
-ben beceremem, 
-kim beni sever ki?
-ben sevilmeyi hak etmiyorum!
-babamızdan bize ne kaldı ki?
Gibi daha bir çok düşünceler kişiyi yerinde saydırır.
Bugüne kadar gelmiş geçmiş tüm kadim öğretilerde, insanın kendini tanımasından bahseder.
Çünkü zenginlikte, aşkta, sevgide, başarıda kişinin kendi algısıyla ilgilidir.
Bu sistem bize sevgiyi, aşkı, zenginliği ve yaşamayı hep dışarıdan birileriyle kıyaslamayla öğrettiler. Evet hemen hemen hepimiz kollektif bilinçten besleniyoruz. Tıpkı koca bir mıknatısın demir tozlarını yönettiği gibi, biz de sürü psikolojisiyle toplum tarafından yönetiliyoruz.
Kaygı üretme de bunlardan bir tanesi.
-Neden diğerleri gibi değilim? diyerek üretilen her duygu, kaygıya sebep olmakta.
Kaygının sebep olduğu bedensel rahatsızlıklar; tiroidler olabilir. Diğer türlü çarpıntı, terleme, kaslarda gerginlik, nefes darlığı, ağız kuruluğu, bedende uyuşma yaşanabilir.


Önce elinizde neler var, onu bir netleştirin. Sonra ne bu yaşamda ne istiyorsanız onu netleştirin. Daha sonra o yolda yürümenin sorumluluğunu alın. Oturarak, söylenerek, bedel ödemeden mutluluk olmuyor. Bunların hepsi de insanın kendini bilmesi ve tanımasından geçiyor.

Kaygıyı çözmek için; önce kendinizi iyice bir gözlemleyin;
Bu kaygı durumunu en çok annenizden mi ya da babanızdan mı aldınız? Çünkü insan gördüğünü, hissettiğini altı yaşına kadar alır ve kopyalar.
Sonra kendinizi yine  iyice gözlemleyin, ne için kaygı yaşıyorsunuz? Yukarıda saydıklarımızdan hangisi ya da hangileri sizde mevcut?
Kaygınızın sebebini ve adını netleştirdikten sonra, her kaygı durumunda farkında olun. Bunun için en güzel teknik EFT (Duygusal masaj tekniği) kullanabilirsiniz. İnternetten öğrenin.
Şununda farkında olun ki, kaygılandığınız her duygunun altında üretilmesi gereken bir güç var. Siz farkında olsanız da olmasanız da size verdiği mesaj; gör beni, anla beni, üret beni..

filizaldemir@gmail.com

YORUM EKLE
YORUMLAR
Hasan Cebeci
Hasan Cebeci - 3 ay Önce

Filiz hanım merhaba çok güzel bir konuya değinmişiniz. Bende sizin yazılarınızı okumak bir hastalık oldu biliyormusunuz. Çok iyi , mükemmel insansınız düşüncelerinizle toplumu aydınlatıyorsunuz. İyi sizi tanıdım. İyiki varsınız. Şimdi şunu söylemek istiyorum. Kaygı heryerde kol geziyor. Nedenmi etrafıma bakıyorum. Kımilerinde para, gelecek, sağlık, yaşam gibi . Yaşam mücadelesi herkeste ruhsal bozukluk yaratmış. Benimde en büyük kaygım acaba karşımdaki acaba kırdımmi kaygısi .bu bende hastalık. Birini kıracağım diye ödüm patlıyor. Ne yapayım hickimseyi üzmek istemiyorum. Toplumun gelecek kaygılarına üzülüyorum. Herkes kendi derdinde ona üzülüyorum Tabi bu üzüntüler bir toplum bireyi olarsk böyle ne olacaklarla birlikte. kaygıyi getiriyor. İnan birisi karşımda ağlasa bende başlıyorum sğlamaya. Buda bir hastaĺik olması gerek değilmi. Yani özlem, yasamak, gelecek, açilamamak hayatımizda bir kaygı oluşturuyor değilmi. Size iyi geceler diliyorum. Kıymetli arkadaşım.

abdullah dekeli
abdullah dekeli - 3 ay Önce

hayat şartları zora girince kaygılanmamak malesef elde olmuyor geçmişi unutmak istiyorsun ama yaptığın hatalar bugünkü yaşamına etki etmemesi mümkün olmuyor bir an önce toparlanmak istiyorsun aiilene çocuklarına huzurlu bir yaşam vermek için çırpınıyorsun umutlanmak istiyorsun şans bekliyorsun ama nekadar çırpınırsan çırpın olmuyor buda insanda stres kaygı yapıyor elden birşey gelmiyor malesef hayatda en kötü hastalığın stres olduğunu biliyorsun ama...................