"HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK"

Oldu gerçekten.

31 Mart'ta İstanbul halkının siyasal iradesiyle Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen sayın Ekrem İmamoğlu'nun mazbatası, ilk defa önemli bir seçim yenilgisine uğrayan ama bunu bir türlü kabullenmek istemeyen iktidar tarafından çeşitli itirazlarla, manipülasyonlarla yargı vasıtasıyla 18 gün sonra iptal edildi. Aradaki farkın 13 bin civarında olması, bir kısım sandık itirazları filan gibi gerekçelerle seçimin yenilenmesi kararı verildi. Oysa aynı farkla kendi adayları kazansaydı bu seçim yenilenmeyecekti.

Ardından tekrarlanan seçim süreci başladı. CHP ve İyi Parti yani Millet İttifakı adayı sayın İmamoğlu ve Ak Parti ve MHP yani Cumhur İttifakı adayı sayın Yıldırım diğer adaylarla yeniden yarışa girdiler. Kaybetmeyi bir türlü kabul etmek istemeyen Cumhur İttifakı 31 Mart'a giderken kullandığı Bekâ söylemini, halkta istediği karşılığı bulamadığı için bu defa terk edip günlük gündem ve söylemlerle, yenilenen seçim sürecini yürüttüler. Bir gün VİP dediler, bir gün PONTUS dediler, bir gün APO dediler.

Dediler de dediler, ancak unuttukları iki husus vardı:
1. Milletin asıl gündemi içinde yaşadığı ağır ekonomik sorunlar, ekonomik krizdi.
2. Sayın İmamoğlu'nun mazbatasının iptalinin haksızlık olduğu, halk nezdinde hak gaspı olarak algılandığıydı.

Öyle ya, ülkede hele ki ülke ekonomisinin başkenti, can merkezi İstanbul'da insanların ekonomik sorunlardan dolayı canı burnundaydı. İflaslar, işsizlik, geçim sıkıntısı had safhada. Gerçekten de Türkiye son dönemlerin en ağır ekonomik bunalımının tam içinde çırpınmakta. Halk bu hususta büyük bir tepki duymakta.

Öte yandan sayın İmamoğlu'nun mazbatasının iptali de seçmen açısından makul ve haklı görülmüyordu. Seçmen 31 Mart'ta sandığa gitmiş, 4 oy vermiş ama şimdi deniyor ki 3 oyun geçerli 1 oyun geçersiz. Gerekçe, çaldılar. Kim çaldı, kem küm... Elbette aklıselim bunu kabul etmezdi. Etmedi.

Süreç içerisinde seçimin büyük riskini fark eden Cumhur İttifakı, aslında İstanbul için yeni bir şey vadedemiyor, söyleyemiyor, yalnızca “Yine yaparız, Daha iyi yaparız” şeklinde müphem, hiç de inandırıcı olmayan bir propaganda yürütmeyi sürdürdü. Bu arada öncekilerden çok daha fazla iktidar imkânlarını bu seçim için seferber etti. Yetmedi Bebek Katili'ni bile devreye soktu. Medyada hepimiz izledik.

Beri yanda Millet İttifakı ve adayı sayın İmamoğlu da yapılan hak gaspını halka net bir biçimde anlatırken, bu arada daha çok umut ve İstanbul'a vadedilen projelerini gündemde tuttu. Her şey çok güzel olacak dedi. Sayın İmamoğlu'nun süreçte tanınırlığı ve itibarı bir kat daha arttı.

Bu arada yeni kuşağın, genç kuşağın bilhassa yaşı 30 altı olan kesimin yıllardır devam eden ve eskiyen iktidar vitrini yanında sürekli tekrarladığı ötekileştirici, dışlayıcı nefret dilinden bıkkınlığı, kucaklayan, umut vadeden bir sevgi diline ve söylemine olan beklentisi ve ilgisi de bu seçimin belirleyici unsurlarından biri oldu. İstanbul seçmeninin 3’de 1’ini genç nüfus oluşturuyor çünkü.

Ve sonunda 23 Haziran'da İstanbul halkı yeniden kararını verdi. Bu kez aradaki oy farkı 13 bin değil 806 bin oldu. Kendi siyasal iradesine çok daha güçlü bir şekilde sahip çıktı. Ortaya çıkan sonuç artık hiç bir tartışma, manipülasyon ve itiraza mahal vermeyecek bir karardır.

Yani her şey çok güzel oldu.

YORUM EKLE