GEREKÇESİZ KARAR

GEREKÇESİZ KARAR


Yüksek Seçim Kurulu günler sonra İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığı seçimini neden iptal ettiğini gerekçeli kararında açıkladı. Ne var ki 250 sayfalık gerekçe de gerekçe çok arandı ama bulunamadı.


250 sayfanın 200 sayfasında itiraz eden partinin itirazları bol bol yer alırken sayfa sayısı oluşturmak gibi anlamsız bir yığın aslı astarı olmayan iddialar sıralandı. Kalan 50 sayfa ise kararı reddeden 4 hakimin itirazı neden reddettikleri huhuki olarak anlatıldı. Muhalefet şerhi koyan yüksek hakimlerin şerh nedenleri itirazı kabul eden 7 hakimin gerekçesinden çok daha fazla dikkati çekti.


En dikkat çekici husus ise sık sık gündeme getirilen "Oyları çaldılar" iddiasının 250 sayfalık kararda tek bir sözcükle bile anılmaması oldu. En çok üzerinde durulması gereken konu da bu olsa gerektir. Buna bakarak her hangi bir oy hırsızlığının olmadığı anlaşılmaktadır.


Sandık başkan ve üyelerinin kamu görevlisi olmamasının itirazın kabulünde dikkate alındığı anlaşılmıştır. Gerekçeli kararda bu husus kanunsuzluk olarak nitelenirken tam kanunsuzluk nitelemesi yapılmamıştır. Bu da son derece anlamlı olsa gerektir. Çünkü, YSK tam kanunsuzluk gerekçesiyle itirazı kabul etse daha önce yapılan 23 Haziran Milletvekili genel seçimi, Cumhurbaşkanlığı seçimi ve 16 nisan referandumunun da iptal edilmesi gerekecekti. Buna güçleri yetmedi diyelim.


Şimdi sormak gerekir. Daha evvel yapılan seçimlerde aynı sandık kurulu başkanı ve üyeleri görev yapmadı mı? Kaldı ki bu başkan ve üyelerin kamu personeli olmamasının faturasını seçmene çıkarmak neyin nesidir? Seçmenin iradesi ile bunun ne ilgisi var? Üniversite sınavına girmiş ve sınavı kazanmış öğrenciye senin kazandığın sınav geçersizdir çünkü salon başkanı ve gözetmenler öğretmen değil diyebilir misiniz? Tam da budur işte yapılan.


Tabii, kamu personeli sözünün ne anlama geldiği de sorgulanmalıdır. Kamu personeli diye kime denir? kamu personeli sözcüğü sadece 657 sayılı devlet memurları kanununun kapsamına girenler midir? Sözleşmeli öğretmenler kamu personeli değil mi? Değilse nasıl öğretmenlik yapıyorlar? Banka çalışanları kamu personeli sayılıabilir mi?


Hadi bunların hepsini bir kenara bırakalım. Yeterli personel yoksa kamu personeli olmayanlar arasından atama yapabilirsiniz diye İlçe Seçim Kurullarına talimat veren YSK değil mi? YSK kendi karar ve içtihatlarına nasıl ters düşer?


Tüm bunlara rağmen seçmen listelerne itirazlar 2 Mart'da dolduğuna göre aynı listelerle 23 Haziran'da seçim tekrarlanıyor. Hani hırsızlık vatdı? Hani ölülere oy kullandırılmıştı? 212 sandıkta usulsüzlük olduğu gerekçeli kararda yer alırken bu sandıklarda iktidar partisi adayının önde olduğuna hiç vurgu yapılmaması eksiklik değil mi?


En güvenilir kurumların başında gelmesi gereken YSK'nın bundan sonra sağlıklı seçim yapabileceğine artık kim inanır? 23 Haziranda tekrarlanacak olan İstanbul BB seçiminin galibi Sayın İmamoğlu olduğu takdirde yeniden itirazlar sonucu iptal kararı çıkmayacağı ne malüm. Çünkü seçim aynı şartlar altında yapılıyor. Üstüne üstlük seçimde imamlar sandık kurulu başkanı ve üyesi olabilecekmiş. İYİ partinin bu konuya yaptığı itiraz ise YSK tarafından reddedildi. Peki, imamlar kamu görevlisi mi? Devletten maaş aldıklarına göre öyle mi? Sözleşmeli öğretmenlerin maaşlarını özel sektör mü ödüyor?


250 sayfalık gerekçeli kararda tek bir gerekçe bile bulunaması, her biri yüksek hakim olan kurul üyelerinin hukuki kimliklerini ister istemez tartışmaya açmıştır. verilen kararın hukuki değil siyasi olduğu çok daha belirgindir. Bu karara gerekçeli değil, gerekçesiz karar demek daha doğru olacaktır. Günlerce düşündükten sonra itirazı neden kabul ettiklerinin gerekçesi bulunamamış. Anlaşılan budur.

YORUM EKLE