Hiç bir ülke nüfusunun yüzde 6'sına tekabül eden bir sığınmacı topluluğunu bir çırpıda içine almaz

Enpolitik haber sitesinin köşe yazarı  Ahmet Rauf Akay bugünkü köşesinde Suriyeliler Meselesi Başlığıyla dikkat çekti.

Hiç bir ülke nüfusunun yüzde 6'sına tekabül eden bir sığınmacı topluluğunu bir çırpıda içine almaz

 Enpolitik haber sitesinin köşe yazarı  Ahmet Rauf Akay köşesinde surye konusunda bir çok konuyu kaleme alarak Suriyelilerin Türkiye için hangi sorunlara yol açacağını ve  Türkiye için nasıl bir tehlike yaratacağını  yazdı.

Ahmet Rauf Akay :Türkiye'ye gelenlerin bir davaları yok. Çoğu vatanını bırakıp kaçan, Allahın savaştan kaçmama emrine muhalefet eden insanlar.

Hastanelerde bedava tedavi olan, parasal yardım alan, çocukları üniversiteye alınan, çocuk başına destek alan, ülke vatandaşlarının yararlanamadığı imkanlardan yararlanan bir toplum niçin Türkiye'yi bırakıp kendi ülkesine gitsin? Fakat meselenin ekonomik boyutundan daha önemli olan 5 milyon insanın ülkenin demografik ve kültürel yapısında meydana getireceği değişimdir. Hiç bir ülke nüfusunun yüzde 6'sına tekabül eden bir sığınmacı topluluğunu bir çırpıda içine almaz,

İkincisi, bu insanların yaşadıkları alanları terk etmesi PYD'ye bir Kürdistan kurmak için gerekli alanı sağlamıştır. Türkiye hiç bir strateji hesabı yapmadan bu insanlara kapıları açarak aslında Suriye'nin kuzeyinde devlet kurmak isteyen PYD'nin işini kolaylaştırmıştır diyen

Ahmet Rauf Akay köşesine taşıdığı surye meselesi köşe yazısı şöyle

CB Erdoğan, 100 bin civarında Suriye'linin Türk vatandaşı olduğunu ve Suriyelilerin yüzde 80'inin Türkiye'de kalacağını söyledi.

Suriyeliler ilk geldiğinde, savaş bittiğinde gidecekler, Barış Pınarı hareketi yapıldığında ise bir barış koridoru oluşturup bir milyon Suriyeliyi oraya yerleştireceğiz dediler. Bugün artık yavaş yavaş, alıştıra alıştıra kalıcı olacakları ifade ediliyor.

Geçen ay CB Erdoğan ile Trump arasında yapılan zirvede de konu gündeme gelmiş, Trump Suriyelilere vatandaşlık verin demişti. O görüşmeden sonra Suriyelilerin vatandaşlığa alınması daha sık gündeme gelmeye başladı.

İktidar, politik hatalarını hep dini kavramları kullanarak örtmeye çalışıyor. Suriyeliler meselesini de Ensar/Muhacirin kavramını öne sürerek örtmüştü. Dini bilgisi zayıf, particiliğin körleştirdiği bir toplumda her yanlışı bir fazilet gibi sunmak ve bunu kabul ettirmek mümkündür. Kimse bu kadar insanın neden olacağı ekonomik, sosyal, siyasal ve psikolojik sonuçlarını düşünmez. Batı ülkeleri kamu düzenini korumak için son derece dikkatli davranırken Türkiye tanıdığı ayrıcalıklarla adeta sığınmacılığı teşvik ediyor.

Hastanelerde bedava tedavi olan, parasal yardım alan, çocukları üniversiteye alınan, çocuk başına destek alan, ülke vatandaşlarının yararlanamadığı imkanlardan yararlanan bir toplum niçin Türkiye'yi bırakıp kendi ülkesine gitsin? Fakat meselenin ekonomik boyutundan daha önemli olan 5 milyon insanın ülkenin demografik ve kültürel yapısında meydana getireceği değişimdir. Hiç bir ülke nüfusunun yüzde 6'sına tekabül eden bir sığınmacı topluluğunu bir çırpıda içine almaz, bunun yaratacağı sonuçları düşünür. Tedbirini alır, gerçekten hayatı tehdit altında olanları misafir eder şartlar değişince de ülkelerine gönderir. AK Parti iktidarı bunların hiç birini yapmadı. Bir iskan politikası bile izlemedi. İsteyen istediği yere gitti ve her şehirde Suriyeli gettoları oluştu. Kilis gibi bazı illerde ise Türk vatandaşlarının sayısı Suriyelilerin gerisine düştü.

Bir defa bu mesele ensar/ muhacirin denklemi ile izah edilemez, bu ensara da muhacirine de hakarettir. Muhacirin İslam'a hizmet etmek, bir davayı yaymak için hicret etmişti. Türkiye'ye gelenlerin bir davaları yok. Çoğu vatanını bırakıp kaçan, Allahın savaştan kaçmama emrine muhalefet eden insanlar. İkincisi, bu insanların yaşadıkları alanları terk etmesi PYD'ye bir Kürdistan kurmak için gerekli alanı sağlamıştır. Türkiye hiç bir strateji hesabı yapmadan bu insanlara kapıları açarak aslında Suriye'nin kuzeyinde devlet kurmak isteyen PYD'nin işini kolaylaştırmıştır. Siz bakmayın bağırıp çağırdıklarına, bugün PYD/YPG'ye dönük atraksiyonların tamamı iç politikaya ve yükselen tepkileri bertaraf etmeye dönüktür. Nitekim,büyük gürültü ile başlanan ve 120 kilometrelik bir koridoru kontrol altına alma iddiası taşıyan Barış Pınarı Harekatı ABD'nin dur demesi ile durmuş, 10 kilometrelik bir alanı kontrol altına almak büyük zafer olarak takdim edilmiştir. YPG'nin 10 kilometrelik bir alandan temizlenmesi neyi çözer? Daha önemlisi bu kadar insanın Türkiye'nin etnik ve kültürel yapısını bozma yönündeki etkileridir. İktidarın milli/ulus devletten rahatsız olduğu bilinen bir gerçek. Bazı çevreler, bu ülkede Türklüğü azınlığa düşürmek için mümkün olsa dünyadaki bütün yurtsuzlara davetiye çıkaracaklar. Suriyeliler meselesinin en önemli boyutu da budur: ülkeyi etnik topluluklar çorbasına çevirmek. Bunun iki sonucu olacak: Bir, PYD devlet kurmak için rahat hareket edeceği ve çoğunluğu ele geçireceği bir alana kavuşacak, iki: Türkiye'nin etnik temelde parçalanmasının ve Suriyelileşmesinin temelleri atılacak... Trump, boşuna mı Suriyelilere vatandaşlık verin diyor?

Güncelleme Tarihi: 19 Aralık 2019, 11:23
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER